15 Temmuz 2014 Salı

Evrensel Ruh Doktrini

“Evrensel Ruh” doktrini

Pek çok mistik öğretide, çoğunlukla “Tanrı” ile aynı anlamda kullanılan “evrensel Ruh” doktrini vardır. Bu evrensel ruh, bütün her şeyi kaplar/kapsar. Nihai gerçeklikte O`ndan başka hiçbir şey yoktur, bireysel ruhlar (jivatma) da ancak ilüzyon içinde vardırlar. Denilebilir ki tek bir ruh, bütün canlılarda yansımaktadır ve ilüzyon sonucu çok sayıdaymış gibi gözükmektedir. Tıpkı tek olan ayın, dünya üzerinde sayısız nehirde, denizde, okyanusta, gölde, su birikintisinde yansıması ve çok sayıdaymışçasına gözükmesi gibi… Hint Advaita sisteminde bu ruha “Atman” denir ve Brahman ile aynı olduğu söylenir. Bu evrensel ruh, her canlıda bulunan ortak bilinçtir ve tektir.


Bu Atman kişiliksizdir ve diğer her kavramı ışığıyla aydınlatır yani denilebilir ki her şeyin kaynağıdır. Her şey, bütün gücünü ve ışığını Atman`dan alır. Ancak Atman içteki tanıktır, duygulardan etkilenmez, sadece izler, gözler. Tekrar etmek gerekirse bu ruh yani Atman tanıktır kişilik özellikleri yoktur herkesin içindedir ve herkeste aynıdır. Upanishadlar`da bulunan “Atman=Brahman” görüşü ünlüdür. Yani bu, içte herkeste bulunan ortak tanık, Tanrı`dır. Buna Brahman/Tanrı denir ancak bu Tanrı sonsuz gizem olan, sıfata sahip olmayan kişiliksiz bir Tanrı`dır. ( Hint sisteminde bu olguya “Nirguna Brahman” denir) Atman, Gnostisizm`deki “bilinç” “tanık” ya da “ruh” ile aynı şeydir.


Upanishad`larda “herkeste Atman`i o birliği ve Atmanı`ı herkeste görebilen biri aydınlanmıştır” denilir. Dolayısıyla Tanrı`yı herkeste ve herkesi de Tanrı`da görmek….


Her şeyde var olan Atman doktrini çeşitli Gnostik metinlerde de aynen anlatılmıştır. Mesela “Trimorphic Protennoia” isimli Gnostik metin nerdeyse bir ‘Upanishad” sayılabilecek kadar Upanishadlarla benzerdir. Bu Gnostik metin şöyle der:

“Ben Protennoia, ışığın içinde yaşayan düşünce, herkesin ve her şeyin içindeki devinim, görünmeyenin içindeki tarifsiz yankı ve düşünce. Ölçülemez şeylerde ve kutsallarda tanımlanabildim ben... Anlaşılamazın içinde yaşayan anlaşılamazim ben, nefes alıp veren ya da vermeyen her şeyin içinde varım orada hareket ediyorum işte, ben her şeyin içindeyim, her şeyin içindeki görülmezliğim ve ben her şeyim...Sessizce fısıldayan ses, sessizliğin içindeki sonsuz ışık, bilincin içindeki tohumum, herkesin en derinlerinde saklıyım ben"


Bu atman denilen sonsuz gizem olan Ruh, nesnesi olmayan sonsuz bilinçtir. O, potansiyel olarak sonsuz bilinç olsa da tezahür etmeden paradoksal olarak bilinç sahibi (bilinçli) olamaz. Tıpkı doğası aydınlık olan ışığın, kendisini gerçekleştirmesi için boşluğa ve üzerinde yansıyacağı bir olguya ihtiyaç duyması gibi. "Yoga Vasistha" isimli antik metin şöyle der:


"Tıpkı, ışığın yansıtıcı bir ajan olmadan gerçekleşmemesi gibi, sonsuz bilinç de ancak çeşitli şekillerde vücuda sahip organizmalarla kendini açığa çıkarır." Yoga Vasistha


Atman yani evrensel ruh, ancak özne nesne, algılayan ve algılanan olarak tezahür edince “bilinçli” olur. Atman, bütün canlılarda ve her şeyde lokalize olmuş bilinçtir ve Atman, evren ve canlılar aracılığıyla kendisini deneyimler. Yani herkeste ortak olan bu tanık, bardak ters çevrilip içindeki havanın orada kalması ve değişmesi gibi, bedenlerde kendine bir ego kurar daha doğrusu kendini bedenle özdeşleştirmeye başlar. Aynı anlatım Gnostisizm`de ve Neo-Platonizm`de, emanasyon öğretisinde, bulunur.


Özetle Sufizm`in, Gnostisizmin ile Hinduizm`in (Advaita Vedanta) ve bir ölçüde de (Mahayana`da) Buddhizm in bilinç, ruh, boşluk kavramları aynıdır, öğretiş için metod da aynıdır. Sufizm`de bu bilgileri alabilmek için önce şeriat ve tarikat kapılarından geçmek gerekir. Gnostisizm`de de hakikatler inisiyelere öğretilirdi, Hint`te Upanishad`lar da “gizli bilgiler” olarak bilinmektedir ve ancak inisiyasyon sonucu ustadan öğrenciye verilmektedir, Buddhizm`in Mahayana ve Vajrayana`da (Yani Tibet Buddhizm`i) mezheplerinin öğretileri de Mahayana Sutralarından ve Tantra`lardan gelmektedir. Bu sutra ve tantralardaki öğretiler, daha basit zahiri bilgilerin yanı Pali Kanonundaki bilgilerin öğrenilmesinden sonra anlaşılabilir bu nedenle de “ezoterik Buddhizm” tabiri kullanılır.

“Ruh” ve beyin iliskisi

Ruh, beyni enstrüman olarak kullanır. Beynin, zihnin materyalize olmuş biçimi (mind) olduğu söylenir. Zihin/beyin bozulur değişir gelişir, ama ruh bozulmaz değişmez gelişmez. Sarhoş olunduğunda ruh denilen şeyin enstrümanı olan beyin etkilendiğinden, sağlıksız sonuçlar ortaya çıkar. Beyin hastalıklarında/akıl hastalıklarında/bayılmalarda da aynı şekilde.... Ruh, kendini ifade etmek için beden/zihin(beyin) enstrümanlarına sahip organizmaları kullanmak zorundadır. Ruh denilen olguyu radyo dalgalarına benzetirsek beyni de o dalgaları alıp çalışan enstrümana benzetebiliriz. Yani beyin, gücünü "dalgalar"dan(ruh) alır ama dualizme dayalı maddesel dünyada bilincin de "enstrüman", "enstrümanı işletecek enerji" şeklinde ikileşmesi nedeniyle maddesel hayatta ruh denilen enerjinin illaki beyne ihtiyacı vardır... Beyin ya da beyne benzer bir enstrüman olmadan, bireysellik imkansızdır.Çünkü sonsuz ruh ya da “enerji dalgaları”,ancak beyin enstrümanıyla özdeşleştiğinde ego haline gelebilir. Böylece tek olan ruh, kendisini diğer her şeyden ayırıp farklı farklı egolar haline gelerek kendisini farklı perspektiflerden deneyimler.

Ozan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder